Bilemediler…
Gömleğini yatağının üstüne atanlardan mısınız siz? Yatağını da toplamayanlardan hani? Gömlek şahidimdir ki ben öyleyim.
“Olmuyor.” dediler bana dün. “Sen yapamıyorsun.” dediler. Bir türlü düzene girememi yerdiler benim. Oysa ne yetenekliymişim de. Yaparmışım da. En iyilerine layıkmışım da. Kötü niyetle söylemedikleri besbelli. Beni, benden çok sevdikleri, biliyorum ya besbelli.
İyi, daha iyi; başarılı, daha başarılı olmaya alıştırıldım ben. Zorlanmıyordum da, yapıyordum. Yani mükemmelim cümleleri değil bunlar. Yapıyordum işte. Farklı düşünüyordum, beynim farklı bakıyordu olaylara. Ki ben söylemiyordum bunları, etrafım söylüyordu. Söylüyorsam şimdi, anlatmak içindir durumu. Bu şeyler, konuşulacak şeyler değildir benim için. Çok utanırım bilakis.
Duymak istediklerini söyleyebilirim, gerçekten. Hatta onları şaşırtabilirim de. Lacivert toplantılarda, siyah beyaz ahkamlar kesmeyi biliyorum pekala. Kurumsal kimliğe bürünebilir şu mavi kimliğim.
Off, olmuyor işte. Bir yeteneğinin olmadığına inanmak ne kadar zor. Yani, “tamam işte, ben buyum.” diyememek ne kadar zor. Standartlaşan yaşamlarda, yetenek sayılan şeyleri kabullenmemek ne kadar zor. Biçilen giysiler dar geliyor, anlatabiliyor muyum? Geniş giysi almaya da mecalim yok, anlatabiliyor muyum?
“Düzen kur” dediler bana dün ısrarla. Düzensizliğimi yüzüme vurdular. Azarladılar beni, çok üzdüler. Yatağını topla dediler. Gömleğini as! As, şu bedenini as! Yaşam biçtiler bana dün. Zorlama dediler hiç. Bu olduğumu söylediler bana dün. Bu olmamayı oysa ne çok isterdim, bilemediler…